Jeotermal Enerji/Kaynağı/Kullanımı/Etkileri

Jeotermal Enerji Nedir?

Jeo, yerküre anlamına gelmektedir. Termal ise ısı anlamına gelir. Jeotermal de yerkabuğunun çeşitli derinliklerinde oluşmuş ısının oluşturduğu sıcak su, buhar ve çeşitli gazlara verilen addır. Jeotermal enerji bu kaynaklardan doğrudan ya da dolaylı olarak yararlanmayı  ifade eden enerjidir.

Jeotermal Enerji Nasıl Oluşur?

Jeotermal rezervlerin çoğu volkanik etkinliğin olduğu bölgelerdedir. Sıcak su ve buhar oluşumu için doğrudan ya da dolaylı olarak yerkürenin merkezindeki mağmanın sıcaklığı gerekir. Mağma da sıcaklığını yerkabuğunun  içinde bulunan kayalardaki radyoaktif maddelerin bozulmasıyla sağlar. Radyoaktif maddeler jeotermal rezervlerin dolayısıyla da jeotermal enerjinin ana ısı kaynağıdır.

Jeotermal rezervlere suyun ulaşması  kayaçların arasındaki çatlaklar sayesinde olur. Yeryüzünden bu çatlaklarla yer altına doğru inen su, ısınmaya başlar. Bu arada yer altındaki yüksek basınç sebebiyle 100 derece ısıda dahi sıvı halde kalabilen suyun 3000 metre derinlikteki kaynama noktası 600 derecedir.

Sondaj yapıldığında bu su yeryüzüne doğru yükselir. Basınç azaldıkça kaynama noktası düşer ve bir süre sonra su kaynamaya başlar. Kaynama ile açığa çıkan buhar genleşir ve kalan suyu yüzeye doğru çeker. Bu sebeple de sondajda genellikle pompalama tesisatına gerek duyulmaz.

Türkiye’de  en büyük  jeotermal  tesisleri)

1)         Efeler Jeotermal Enerji Santrali               Aydın      Güriş Holding     115 MW

2)        Kızıldere 2 Jeotermal Enerji Santrali       Denizli                Zorlu Enerji         80 MW

3)        Pamukören Jeotermal Santrali                  Aydın                Çelikler Enerji     68 MW

4)        Galip Hoca Germencik JES                          Aydın              Güriş Holding     47 MW

5)        Alaşehir Jeotermal Enerji Santrali           Manisa                Zorlu Enerji                      45 MW

6)        Maren Jeotermal Enerji Santrali Aydın       Kipaş Holding    44 MW

7)        Dora 3 Jeotermal Enerji Santrali                Aydın                  MB Holding                     34 MW

8)        Greeneco Jeotermal Enerji Santrali        Denizli                 Greeneco Enerji            26 MW

9)        Enerjeo Kemaliye Santrali                            Manisa       Kemaliye Enerji       25 MW

10)      Mehmethan Jeotermal Santrali                    Aydın                  Kipaş Holding 25 MW

Jeotermal Enerji Nerelerde Kullanılır?

a-Elektrik Eldesi (1300C ve üzeri sıcaklıklarda ekonomik olarak)

b-Isıtma (Bina, Şehir, Seracılık vb.) Bölgesel ısınma da dünyadailk 10 sırada– Soğutma (Air Conditioning)

c-Endüstride Yararlanma(Proses ısısı temini, tarımsal ürün kurutma vb.)

d-Kimyasal Madde Eldesi(Kuru buz üretimi (CO2), Li,Çeşitli tuzlar, H2, Ağırsu, Borik Asit, Amonyum bikarbonat eldesi ve Gübre vb.)

e-Kaplıca Amaçlı Olarak(360- 450C arası balneolojide ideal sıcaklık)

f- Termal Turizm amaçlı(tedavi ve hizmet sektörü)

g-Diğer Uygulamalar (balık,timsah, karides vb. yetiştirme,seracılık vs.)

h-Maden Suyu-İçme (sıcak, soğuk içilebilen uygun mineralli sular)

ı-Entegre Uygulama yukarıdaki yararlanmaların fiziksel ve kimyasal özelliklere göre (elektrik eldesi, ısıtma– soğutma, endüstride yararlanma, kimyasal madde eldesi CO2, sera, kaplıca vs.) sıralamalı yararlanılmasına entegre uygulamalar adı verilmektedir.

Enerji verimliliği açısından en uygun kullanım şekli enerjinin entegre kullanımıdır.

JEOTERMAL KAYNAKLAR VE DOĞAL MİNERALLİ SULAR KANUNU

Mülkiyet ve ruhsat

MADDE 4 – (1) Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sular, Devletin hüküm ve tasarrufu altında olup bulundukları arzın mülkiyetine tâbi değildir. Kaynağa ilişkin faaliyetlerin yapılabilmesi için bu Kanuna göre Ruhsat alınması zorunludur.

(2) Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulara ilişkin haklar, medeni hakları kullanmaya ehil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, statüsünde jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sularla ilgili faaliyet yapabileceği hususu yer alan Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiliği haiz şirketlere, bu hususta yetkisi bulunan kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseselerine, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine verilir. Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulara ilişkin haklar gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir.

 

(3) Jeotermal kaynaklar ve doğal mineralli sulara ilişkin haklar, miras yolu ile intikal eder. Bu haklar, bütün mirasçıların vekâletini havi bir vekâletname ile ikinci fıkrada belirtilen niteliklere sahip mirasçılardan birine veya üçüncü bir şahsa devredilir. Mirasçıların ittifak edememeleri halinde mirasçılardan birinin müracaatı ile mahkeme mirasçılardan bu hakkın en ehil  olana tahsisine veya bu da mümkün olmazsa ruhsatın satılmasına karar verir. Mahkeme bu hususu basit muhakeme usûlü ile halleder. Eğer dava söz konusu değil ise altı ay içerisinde intikal işlemleri tamamlanmayan ruhsatlar feshedilir.

Devir ve intikal işlemlerinin ne şekilde yapılacağı yönetmelikle belirlenir.

İrtifak ve kamulaştırma

MADDE 12 – (1) Arama ruhsatı sahibi, arama faaliyetleri yapılacak alanda, özel mülkiyete konu taşınmazın sahibi ile anlaşamaması halinde, idareye müracaat ederek irtifak hakkı talebinde bulunabilir.

(2) İşletme ruhsatı süresince sadece sondaj yerleri ve isale hattı, kaptaj gibi gerekli olan yerler için taşınmazın sahibi ile anlaşma sağlanamaz ise ruhsat sahibi, idareye müracaat ederek kamulaştırma veya irtifak hakkı talebinde bulunabilir. Talep, idarece incelenip değerlendirildikten sonra uygun bulunması halinde kamu yararı kararı alınır.

(3) İrtifak ve kamulaştırma işlemleri, 4/11/1983 tarihli ve 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre yürütülür. İrtifak ve kamulaştırma bedelleri ve masrafları ruhsat sahibince ödenir.

(4) Kamulaştırılan taşınmaz, tapuya idare adına tescil edilip, faaliyetler devam ettiği sürece ruhsat sahibi adına tahsis edilir.

(5) Kamulaştırılan taşınmazın, faaliyetler için lüzum kalmadığının idarece tespiti halinde, Kamulaştırma Kanununda öngörülen usûl ve esaslara göre belirlenecek rayiç bedeli ödenmek kaydıyla kamulaştırılan yerin eski sahibine iade edileceği hususu, ruhsat sahibi ve taşınmazın eski sahibine tebliğ edilir. Eski sahibinin taşınmazı altı ay içerisinde almak istememesi durumunda taşınmaz idareye kalır.

(6) Tapu siciline konulan şerhler idarenin müracaatı üzerine ayrıca mahkeme kararına gerek kalmadan silinir.

(7) Hazinenin özel mülkiyetinde veya Devletin hüküm ve tasarrufundaki yerlerde yapılan faaliyetler için bu Kanunun yürürlük tarihinden sonra kira, ecri misil alınmaz.

(8) Jeotermal kaynak dağıtımı ve üretimini yapan şirketler sanayi kuruluşu ve atık arıtma kuruluşu olarak değerlendirilirler. Bu değerlendirilmeye göre başta elektrik tarifeleri olmak üzere sanayi kuruluşları ve atık arıtma kuruluşlarına tanınan tüm teşvik ve haklardan yararlanırlar.

 

JEOTERMAL UYGULAMALARIN ÇEVRESEL ETKİLERİ

Jeotermal enerjiye bağlı çevre kirliliği:

Jeotermal enerjideki kirleticiler genellikle elde edildiği bölgeyle İlişkilidir.

Jeotermal sıvıların içerisinde arsenik, bor, selenyum, kurşun, kadmiyum, florür, hidrojen sülfür, civa, amonyak, radon, karbon dioksit ve metan bulunabilmektedir.

Atık yönetimi özellikle önemli bir çevre sağlığı sorunu olarak ortaya çıkmaktadır.

Yüzeysel su kirliliği açısından atık su çok büyük önem taşımaktadır. Yüzeysel suların kirlenmesine ve tabak biçiminde çöküntülere neden olabilir, atık suların basınçla geri aynı jeolojik yapıya verilmesi sismik olaylara neden olabilir.

Jeotermal enerjinin yarattığı bir diğer sorun da gürültüdür.

Bazı bölgelerde gürültü düzeyi 120 desibel A nın üzerine çıkabilmektedir.

FİZİKSEL ETKİLER

Sondaj

Çevre üzerindeki ilk belirgin etki sondaj sırasında oluşur. Sondaj donanımının kuruluşu, kuyu başına ulaşımı sağlayacak yol ve kuyu çevresindeki gerekli altyapıyı gerektirir. Kuyu çevresinde, 300-500 m²(küçük bir sondaj kulesi, maksimum derinlik 300-700 m) ile 1200-1500 m²’lik (küçük-orta bir sondaj kulesi, maksimum derinlik 2000 m) bir alana ihtiyaç vardır. Yapılan işlemler, bu alandaki yüzey morfolojisini değiştirir, yerel bitki örtüsü ve vahşi yaşama zarar verebilir. Potansiyel akiferler geçilirken yeraltı suları ile sondaj akışkanlarının karışmasını önlemek gerekir. Sondaj ve testler sırasında ortaya çıkan bir diğer problem gürültü kirliliği ve bu işlem sırasında istenmeyen gazların atmosfere verilmesidir. Sondajda kullanılan çamur çevreye zararlı olduğundan kullanıldıktan sonra temizlenmeli ve sıvıdan ayrılmalıdır. Sondaj sırasında çıkarılan katı maddeler özel atık tanklarında ya da havuzlarında depolanmalıdır. Sondaj tamamlandığında çevreye verdiği zararlar da sona erer, sürekli değildir.

Boru Hattı

Sondajdan sonra ikinci aşama olan jeotermal akışkanın taşındığı boru hattının kurulması, yüzey morfolojisi ile bitki ve hayvan yaşamını etkiler. Ayrıca boru hatların görüntüsü panoramayı da bozar.

Su

Jeotermal santrallardan atılan sular, doğal su kaynaklarından daha yüksek sıcaklığa sahip olduklarından potansiyel ısıl kirleticilerdir. Bu akışkanlar, eğer kimyasal çevreye zarar vermiyorlarsa soğutulduktan sonra yüzey sularına atılabilirler

Yüzey Çökmesi

Rezervuardan büyük miktarlarda akışkan çekimi, bölgenin morfolojisine bağlı olarak toprak yüzeyinde kademeli olarak ortaya çıkan çökmelerle kendini gösterebilir. Bu geri dönüşü olmayan bir olaydır.

Geniş bölgelerde görülen yavaş bir proses olduğu için bir felaket değildir. Ancak yıllar sonra fark edilebilir derecelere ulaşır. Önleme ya da azaltmanın yolu ise enjeksiyondur. Örneğin Wairekei,Yeni Zelanda’da enjeksiyon olmaması nedeniyle 1960’dan bu yana görülen toplam çökme 10 m’ye ulaşmıştır

Mikro Depremler

Jeotermal akışkanın büyük miktarlarda çekimi ve/veya enjeksiyonu bazı bölgelerde sismik aktivite oluşturabilir ya da tetikleyebilir. Bunlar mikrosismik olaylardır ve sadece sismograflarla belirlenebilirler.

Gürültü

Jeotermal elektrik santrallarının işletilmesinde gürültü bir problemdir.

KİMYASAL ETKİLER

Toprak, su ve havadaki kimyasal kirlilik konusundaki endişeler gün geçtikçe artmaktadır. Kirliliğin insan sağlığı, evcil hayvanlar ve yaban hayatı üzerine etkileri, hükümetleri çevre koruma üzerine kanunlar düzenlemeye itmektedir. Sonuç olarak çoğu ülkelerde endüstriyel gelişimler bu kanunlara tabidir.

Sorumlulukları, kendi atıklarının etkilerini belirleme ve bu atıkların kimyasal kalitesini gözlemlemektir.

Gaz Emisyonu

Jeotermal akışkanlar, yoğuşmayan gazlar ve miktarı sıcaklıkla artan çözünmüş katı partiküller içerir.

Yoğuşmayan gazlar, çoğunlukla karbondioksit (CO2) ve değişen miktarlarda hidrojen sülfür (H2S), amonyak (NH3), azot (N2), hidrojen (H2), civa (Hg), bor buharı (B), radon (Rn) ve metan (CH4) gibi hidrokarbonlardan oluşur.

Santralın işletimi sırasında çevresel problemler de artar.

Bir standart buhar çevrim santralının kullanıldığı jeotermal güç üretimi, yoğuşmayan gazların ve küçük katı parçacıkların atmosfere bırakılması ile sonuçlanır. Buhar yoğun sahalarda ve tüm atıkların enjekte edildiği sahalarda, buhar içerisindeki gaz, çevresel açıdan en önemli atıktır. En belirgin gaz emisyonu, santralda gaz atım sistemlerinde görülür.

Gaz ve katı atıklar; sondaj, sızma, temizleme ve testler dışında vanalardan ve kuyu dozajlaması sırasında ortaya çıkar. CO2 gazı sera etkisi nedeniyle global etkiye sahip olmasına rağmen H2S atımının etkisi lokaldir ve topoğrafyaya, rüzgar yönüne ve toprak kullanımına bağlıdır. Ekipman korozyonu, asit yağmurları, göz ve solunum yolları tahrişi ve hoş olmayan kokusu nedeniyle rahatsızlık vericidir.

B, NH3 ve Hg toprak ve bitki örtüsünü kirletirler. Bu kirleticiler ayrıca yüzey suları ve su canlıları üzerinde de etkilidir.

Kuyu ve Soğutma Suları

Bütün kuyu ve soğutma suyu atıklarının enjeksiyon olmaksızın çevreye atımı, yerel ve bölgesel yüzey sularını etkiler.

Akışkan atımının kimyasal kompozisyonu, rezervuarın jeokimyasına ve santralın işletme koşullarına bağlıdır.

Rezervuar kimyası her saha için farklıdır.

Jeotermal akışkanlar lityum, boron, arsenik, florid, hidrojen sülfür, civa, kurşun, çinko ve amonyak gibi kimyasal kirleticiler ile birlikte büyük miktarlarda karbonat, silika, sülfat ve klorür içerirler.

Akışkan yüzeye doğru çıkarken, kuyu içerisinde çözünmüş CO2 gaz fazına geçerek sıvı fazı terk eder. Bu sırada üretim kuyusu içerisinde kalsiyum karbonat (CaCO3) çökelmesi oluşur. Bu durum yüksek yoğuşmayan gaz içeren sahalarda önemli bir problemdir. Enjeksiyon sırasında görülen problem ise akışkan sıcaklığının düşmesinden dolayı oluşan silika (SiO2) çökelmesidir. Jeotermal akışkanın bir nehre ya da göle bırakıldığı durumlarda ise bu kirleticiler, su canlıları, bitkiler ve/veya insan sağlığına zarar verecek potansiyele sahiptir. Yüksek tuz içeren suların atımı da su kalitesi üzerinde olumsuz etkiye sahiptir.

BİYOLOJİK ETKİLER

Jeotermal projelerin biyolojik etkileri; insan ve hayvan sağlığı ile bitki örtüsüne olan etkileri içerir.

Bu etkilerin kontrolü, çevreye atılabilecek kirleticilerin seviyesi için bir üst limit belirlenmesi ile sağlanabilir.

Tavsiye edilen sınır değerlerin üzerinde biyolojik yaşam üzerindeki olumsuz etkiler belirlenebilir, bu limitlerin altında uzun ya da kısa vadede etkiler olmaması beklenir. Hava, içme suyu, su canlılarını koruma, ürün sulama, su stoğu ve çevrenin estetik kalitesini koruma gibi değişik amaçlar için değişik kriterler mevcuttur.

 

SOSYOEKONOMİK ETKİLER

Bir jeotermal projenin karar, planlama ve yönetim aşamalarında sosyal konuların da göz önünde bulundurulması, uluslararası anlaşmalar, protokoller, devlet yasaları ve uluslararası finans kuruluşlarının getirdiği bir zorunluluktur.

Her projede 3 aktör vardır.

-Proje masraflarını ödeyen,

-projeden kazanan ve

-zarar ve kayıplardan etkilenen.

Herhangi bir geliştirme projesinin ana amacı olarak bu aktörleri belirlemeye, yararların, kazançların eşit dağılımı ve projenin sosyal fiyatını ödemek için ihtiyaç vardır.

Sosyoekonomik parametreler projenin büyüklüğüne göre değişebilir. Etki değerlendirme amacıyla aşağıdaki parametreler ya da belirleyiciler ölçülür.

Demografi (Nüfus yoğunluğu ve karakteristikler, hastalık ve ölüm oranları, üretkenlik

seviyeleri)

  • Toplumun hayat standardı, ihtiyaçları ve problemleri
  • Konutlar ve tesisler (konut sağlanması, su, enerji, kanalizasyon ve drenaj sistemleri için uygun tesisat)
  • Gelir ve iş durumu (statü, iş sağlanabilirliği, gelir seviyesi, harcama şekilleri, kredi koşulları)
  • Sosyopolitik organizasyon (yerel hükümet yapısı ve liderlik, kurumsal kapasiteler, bağlantılar, politik ilişkiler, hükümet dışı organizasyonlar)
  • Sosyokültürel problemler (yerleşme şekilleri, malların bedeli, kültürel miras, arkeolojik, doğal ve estetik kaynakların bozulması)
  • Yerel barış ve düzen
  • Ekonomik indisler (mal ve toprak fiyatları, gelirler)
  • Yer şekilleri
  • Projenin halk tarafından kabulü

Jeotermal enerjinin neden olabileceği çevresel kirlilikler nelerdir?

Jeotermal projelerin çevresel etkileri dikkatli bir şekilde izlenmelidir. Çünkü bazı tedbirler alınması gerekebilir.

Kimyasal kirlilik

Düşük sıcaklıklardaki uygulamalarda muhtemel problemlere yol açabilen gazlar hidrojen sülfür  ve özel durumlarda amonyum ve civadır.

Kimyasal bileşiklerden bor, bitkilere oldukça zararlıdır ve sulama sularına karıştırılmamalıdır.

Civa gibi iz metaller organizmalara karşı zararlıdır.

Termal kirlilik

jeotermal-enerji Farklı durumlarda 35- 400C sıcaklıktaki dışarıya akan jeotermal sıvı akarsulara, nehirlere ve göllere boşalabilir.

Çoğu organizmalar sıcaklık değişimine ve 10C veya daha az olan sürekli değişimlere karşı oldukça duyarlıdır.

Bu değişim mevcut ekosistemde şiddetli değişikliklere sebep olabilir.

Yere ve araziye yapılan zararlar

Jeotermal projeler diğer inşaat mühendisliği projeleri gibi benzer karışıklıklara yol açabilir.

Kazılan alanlar, kuyu lokasyonları, yolların geçeceği yerler hesaplanmak zorunda olacak ve zemin ve bitki erozyonu ekosistemde değişikliğe sebep olabilir.

Çoğu yer çökmesi ve yer sarsıntısı olayları da jeotermal alanlarda görülebilir.

Aydın ili ülkemizde kurulu 31 jeotermal enerji santralinin 20 tanesini bünyesinde barındırmaktadır ve halen planlanan 9 tane daha yapılacaktır ve sayı her geçen zaman artmaktadır

jeotermal enerji üretiminde açık ve kapalı olmak üzere 2 sistem vardır. kapalı sistemde yer altından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra re enjeksiyon denilen işlemle çekilen suyun tamamı yer altına geri gönderilir. bu sistemin verimliliği %13’tür.  Açık sistemde ise yer altından çekilen suyun buharı kullanıldıktan sonra %75’i re enjeksiyon olarak toprağa geri dönerken %25 lik kısmı buhar olarak atmosfere salınmaktadır. bu sistemin verimliliği ise % 18 dir. iki sistem arasında olan %5 lik verimlilik farkı direk olarak elektrik üretime yansımaktadır. Yani açık sistemde kapalı sisteme göre %5 daha fazla kar edebiliyorsunuz. işte dananın kuyruğu burada kopuyor.

Hukuk sistemi gelişmiş, insana, doğaya ve her canlının yaşam hakkına değer verilen ülkelerde açık sistem ya tamamen yasak yada belli sayıda kalması için ciddi sınırlamalar getirilmiştir. Çünkü açık sistemde atmosfere verilen buhar ağır metaller ve yüksek miktarda bor içermektedir, buhar sıvılaşıp toprağa döküldüğünde direk çoraklık oluşturmaktadır.

Aydın artık incir üretiminde dünya pazarından en büyük payı alan yer değil. santraller kurulduktan sonraki üretim miktarı, santrallerden öncekine göre %60 düşmüş durumda.  Aydın artık dünyanın en kaliteli incirini değil, az orta kalitedeki incirini üretmektedir.

Aydın da artık temmuz ayında çiğ yağmaktadır. Aydın da ve özellikle santrallerin yoğunlaştığı Germencik ilçesinde 0-6 yaş grubundaki çocuklarda kansere rastlanma oranı %17 artmıştır.

Burada devlet artık % 5 lik fazla kazancın peşindeki firmalar ile vatandaşın ve çevrenin sağlığı arasında seçim yapmak zorundadır. Bu zamana kadar devlet yüz binlerce vatandaşın, milyonlarca m2 toprağını değil, daha fazla para peşindeki 20 kadar firmanın tarafını seçti.

İzmir’de körfezin leş gibi koktuğu günleri çok iyi hatırlarız. Aydın’da o kokudan çok daha ağır bir kokuyla uyanıyor insanlar her sabah.

Sabah erken saatlerde kent merkezinde leş gibi çürük yumurta kokusu altında kusmadan yürümeye çalışıyor insanlar. Kokunun kaynağı H2S, yani  hidrojen sülfür , çok güçlü bir zehirdir aynı zamanda.

Nazilli’den Germencik’e kadar uzanan hat üzerindeki incir üreticileriyle konuştuğunuzda jeotermal sözünü duydukları anda lafına küfürle başlamayan birine rastlayamazsınız.

Bir Uzundereli olarak, bu topraklarda büyümüş, o sokaklarda oynamış biri olarak sermayeye karşı direnmekten mücadele etmekten başka bir yolumuz yoktur. Gelecek nesillerin bizi lanetle değil sevgi ve saygı ile anmasını istiyorsak hemen şu an itibari ile birleşmemiz ve bir şeyler yapmamız gerekmektedir.

Yazar: Karabağlar Uzundere Mahallesi Harmanyeri Kentsel Koruma Derneği Gönüllüleri

http://letoltesingyen.hu/video/Z6AWSXJenCg/ayd-n-n-jeotermal-sorunu-ulusal-kanal-ege-g-ndemi-25-12-2016/

http://letoltesingyen.hu/video/bPqSsGVyJh4/ayd-ndaki-jeotermal-santraller-kanser-mi-yap-yor/

http://letoltesingyen.hu/video/T2rfcaUS2us/ayd-nda-jeotermal-m-cadelesi/

http://letoltesingyen.hu/video/mHwJ2cm48Bs/ayd-n-da-jeotermal-eylemi/

http://letoltesingyen.hu/video/KA9MYT8rqgw/jeotermale-kar-i-halkin-syani-umurlu-musluca-k-y-aydin/

http://letoltesingyen.hu/video/CLirq2_-ABw/ayd-n-da-jeotermal-eylemi/

http://letoltesingyen.hu/video/v06QegvjM90/musluca-halk-jeotermale-kar-k-yor/

http://letoltesingyen.hu/video/52sWt0JRlK8/ayd-n-da-kad-nlar-jeotermalcilere-kar/

 

 

 

 

 

 

1 Comment

  1. Bu topraklarda büyümüş, o sokaklarda oynamış biri olarak sermayeye karşı birlikte direniyoruz, mücadele ediyoruz,1umudumuzu asla yitirmiyoruz.Onlarla birlikte çok ama çok güçlüyüz.Biz Haklıyız ve Kazanacağız.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*