Mahalleler Birliği Ankara Değerlendirmesi

Mahalleler Birliği çatısı altında birlikte mücadele eden İstanbul, İzmir ve Kocaeli’den 49 mahallenin temsilcileri, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bulunan siyasi partilere 6306 sayılı Afet Kanunu’nda yapılan değişiklikler üzerine görüş ve öneri sundukları görüşmeleri tamamladı. 

mb_heyet

49 mahalleyi temsilen 63 kişilik heyet 12 Haziran 2016 tarihinde Mecidiyeköy Meydanı’ndan binlerce yurttaşın katılımıyla Ankara’ya yolcu edildi.

Mahalleler Birliği Ankara heyetinin, TBMM’de bulunan 4 siyasi partinin yetkilileri ile yapmış olduğu görüşmelere dair değerlendirmesi ve çözüm önerileri şu şekilde:

Bütün görüşmelerimizin amacı, 6306 sayılı kanunun uygulama süreçlerine dair sıkıntılarımızın ve 14 Nisan 2016 tarihinde TBMM de kabul edilen 6704 sayılı Kanun içinde yer alan 6306 sayılı Kanun hükümlerinde değişiklik içeren hükümler ve yaşadığımız uygulama tecrübelerinden hareketle ortaya çıkacağını düşündüğümüz sonuçların hayatlarımızı dar etmemesi için görüşlerimizin paylaşılmasıydı.

Tarih sırasına göre görüşme gerçekleştirdiğimiz parti temsilcileri ve resmi kurumlar: 

13 Haziran 2016 (Pazartesi) günü Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) adına Grup Başkanvekili Mustafa ELİTAŞ, Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Grup Başkanvekili Engin ALTAN, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Grup Başkanvekili Oktay VURAL, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Grup Başkanvekili  İdris BALUKEN ile birer görüşme gerçekleştirildi.

14 Haziran 2016 (Salı) günü ise CHP Genel Başkanı Kemal KILIÇDAROĞLU ve MHP Genel Başkanı Devlet BAHÇELİ ile görüşüldü. Ayrıca aynı gün, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri ve CHP’nin yerel yönetimlerden sorumlu milletvekili Seyit TORUN ile görüşmeler gerçekleştirildi.

Görüşmelerimizde öncelikle, uzun zamandır, yaşadığımız mahallelerin / yerleşimlerimizin ve evlerimizin rant amaçlı dönüşüm baskısı altında tutulduğunu; bu baskının değişik biçimlerde hayatımıza taşındığını aktardık:

  • Hiç bir bilimsel ve teknik analize dayanmadan riskli alan ve riskli yapı kararları alarak, dava açarak haklarını arayan yurttaşları itibarsızlaştırmak için kamu idaresinin gücü ve olanaklarını kullanarak, Mahkeme kararlarını hiçe sayan tutumlar takınarak,
  • Hangi amaca hizmet edeceği belli olmayan, amaçları tanımsız rezerv alan kararları alarak,
  • Yaşayanlara, karşılığı olmayan ve abartılı rant hesaplarının / satış rakamlarının hayalini kurdurtmak suretiyle ve komşuyu komşuya düşürerek,
  • Yıllardır siyasetçilerin ve kamu idarelerinin ‘tapu vaatleriyle’ bekletilmiş olmamızı güvencesizlik malzemesi yaparak ve 2981 / 775 / 4706 sayılı kanunlardan doğan haklarımızı kullanılamaz hale getirerek,
  • Diğer gerekçelerin yetmediği noktada acele kamulaştırma kararları alarak,
  • Yaşadığımız yerleri çıplak arsa gibi görerek planlama pratiğini ‘tasfiye ve hukuken güvencesizlik planları’ haline getirerek,
  • Adaletli dönüşüm için organize olan ve haklarını savunanları engelleyerek,

baskı görmekte olduğumuzun ve daha bir çok adaletsiz uygulamayla karşılaştığımızın altını çizdik.

Bugüne kadar yapılmış olan riskli alan ilanlarını da dikkate aldığımızda, 6306 sayılı Kanunun keyfiyete tabi uygulamalarının bizlerin hayatında yarattığı sonuçların açık olduğunu belirttikten sonra 14 Nisan 2016 tarihinde çıkarılan ve Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe giren 6306 sayılı Kanunda değişiklik yapan düzenlemelerin “üzerinde yeniden düşünülerek değiştirilmesi” yönündeki önerilerimizi Mahalleler Birliği olarak ilettik.

Şayet, AKP tarafından değişiklik yapılması kabul edilmez ise, diğer muhalefet partilerince ilgili düzenlemelerin Anayasa Mahkemesi’nde İPTALİ için süresi içinde başvuru yapılmasını talep ettik.

6704 sayılı Kanun’un ilgili hükümleri ve önerilerimiz aşağıda sıralanmıştır:

  • MADDE 21- 16/5/2012 tarihli ve 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un 3. maddesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 7. fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

(7) Bu Kanunun uygulanması için belirlenen alanların sınırları içinde olup riskli yapılar dışında kalan diğer yapılardan uygulama bütünlüğü bakımından Bakanlıkça gerekli görülenler, değerleme çalışmalarında yapının riskli olmadığı gözetilmek kaydıyla bu Kanun hükümlerine tabi olur.

ÖNERİMİZ ‘Yapısı riskli olmayan ve yapının güçlendirilmesi tercihinde bulunmayan vatandaşın rıza göstermesi halinde ibaresi eklenmelidir.

  • MADDE 22- 6306 sayılı Kanun’un 4. Maddesinin Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilen 1. fıkrası aşağıdaki şekilde yeniden düzenlenmiştir.

(1) Bakanlık veya uygulamayı yürütmesi halinde TOKİ veya İdare, riskli alanlarda ve rezerv yapı alanlarında her türlü imar ve yapılaşma işlemlerini iki yıl süre ile geçici olarak durdurabilir. Uygulamanın gerektirmesi halinde imar ve yapılaşma işlemlerinin geçici olarak durdurulması bir yıl daha uzatılabilir.

ÖNERİMİZ: Rezerv yapı alanlarında imar ve yapılaşma işlemlerinin durdurulmaması ve riskli alanlarda vatandaşın 3194 sayılı Kanuna göre yapısını kendi tercihleriyle yeniden inşa etme hakkının ortadan kaldırılmaması gerektiği yönündedir.

  • MADDE 23- 6306 sayılı Kanunun 6. maddesinin 1. fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve 2. fıkrasının 4. cümlesine “yürütülmesi” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve bu Kanun uyarınca yapılacak diğer işlemler” ibaresi eklenmiştir.

(1) Üzerindeki bina yıkılarak arsa haline gelen taşınmazlarda daha önce kurulmuş olan kat irtifakı veya kat mülkiyeti, ilgililerin muvafakatleri aranmaksızın Bakanlığın talebi üzerine ilgili tapu müdürlüğünce resen terkin edilerek, önceki vasfı ile değerlemede bulunularak veya malik ile yapılan anlaşmanın şartları tapu kütüğünde belirtilerek malikleri adına payları oranında tescil edilir. Taşınmazların niteliği resen mevcut duruma göre tescil edilir. Bu taşınmazların sicilinde bulunan ayni ve şahsi haklar ile temlik hakkını kısıtlayan veya yasaklayan her türlü şerh, hisseler üzerinde devam eder. Belirtilen haklar ve şerhler, tapuda; tevhit, ifraz, terk, tescil, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesisine ilişkin işlemlerin yapılmasına engel teşkil etmez ve bu işlemlerde muvafakat aranmaz. Bu şekilde belirlenen uygulama alanında cins değişikliği, tevhit, ifraz, terk, ihdas ve tescil işlemleri muvafakat aranmaksızın Bakanlık, TOKİ veya İdare tarafından resen yapılır veya yaptırılır. Bu parsellerin malikleri tarafından değerlendirilmesi esastır. Bu çerçevede riskli alanlar ve rezerv yapı alanlarında uygulama yapılan etap veya adada, riskli yapılarda ise bu yapıların bulunduğu parsellerde, yapılar yıktırılmadan önce, parsellerin tevhit edilmesine, münferit veya birleştirilerek veya imar adası bazında uygulama yapılmasına, ifraz, terk, ihdas ve tapuya tescil işlemlerine, yeniden bina yaptırılmasına, payların satışına, kat karşılığı veya hasılat paylaşımı ve diğer usuller ile yeniden değerlendirilmesine, yapının paydaşı olup olmadıkları gözetilmeksizin sahip oldukları hisseleri oranında paydaşların en az üçte iki çoğunluğu ile karar verilir. Bu karara katılmayanların arsa payları, Bakanlıkça rayiç değeri tespit ettirilerek ve bu değerden az olmamak üzere anlaşma sağlayan diğer paydaşlara açık artırma usulü ile satılır. Bu suretle paydaşlara satış gerçekleştirilemediği takdirde, bu paylar, Bakanlığın talebi üzerine, tespit edilen rayiç bedeli de Bakanlıkça ödenmek kaydı ile tapuda Hazine adına resen tescil edilir ve yapılan anlaşma çerçevesinde değerlendirilmek üzere Bakanlığa tahsis edilmiş sayılır veya Bakanlıkça uygun görülenler TOKİ’ye veya İdareye devredilir. Bu durumda, paydaşların kararı ile yapılan anlaşmaya uyularak işlem yapılır. Açık artırma ile satışı yapılacak payların üzerindeki ipotek, ihtiyati haciz, haciz ve intifa hakkı gibi haklar, satış sonrasında satış bedeli üzerinde devam eder. Satış işlemi sonrasında tapu kaydındaki haklar ve şerhler Bakanlığın talebi üzerine tapu müdürlüğünce resen terkin edilir.

ÖNERİMİZ : Paydaşların üçte iki çoğunluk kararı, alanda uygulanacak proje ve sözleşmelere bağlı olarak, hukuken geçerli bir sözleşme olanağının var olması şartına bağlanmalıdır…

MADDE 25- 6306 sayılı Kanuna aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

EK MADDE 1- (1) a) Kamu düzeni veya güvenliğinin olağan hayatı durduracak veya kesintiye uğratacak şekilde bozulduğu yerlerde; planlama ya da altyapı hizmetleri yetersiz olan veya imar mevzuatına aykırı yapılaşma bulunan yahut yapı ya da altyapısı hasarlı olan alanlar,

ÖNERİMİZ : Kanunda tanımlanabilir somut ölçülere yer verilmelidir.

  1. b) Üzerindeki toplam yapı sayısının en az %65’i imar mevzuatına aykırı olan veya yapı ruhsatı alınmaksızın inşa edilmiş olmakla birlikte sonradan yapı ve iskan ruhsatı alan yapılardan oluşan alanlar, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek, sağlık, eğitim ve ulaşım gibi kamu hizmetlerinin düzenli bir şekilde yürütülmesini sağlamak amacıyla, Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulunca Riskli Alan olarak kararlaştırılabilir. Riskli alan sınırı uygulama bütünlüğü gözetilerek belirlenir.

ÖNERİMİZ : Maddede geçen imar mevzuatına aykırı ya da ruhsatsız yapı, %65 gibi toptancı bir genelleme yerine 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliği hükümleri içerisinde yer alan bilimsel tetkikler esas alınmalıdır. Riskin ve riskliliğin gerek yapı ölçeğinde gerekse alan ölçeğinde nasıl tespit edileceği 6306 sayılı Kanun ve Uygulama Yönetmeliğinde belirlenmiştir. Böylesi bir madde ile ilgili hükümler manasız hale gelmektedir. Ayrıca Yüksek Mahkeme Danıştay kararlarında oluşan içtihatlar da yok sayılmaktadır.

Ayrıca, 1999 ve sonrasındaki depremler, ruhsatlılığın temel ölçü olmayacağını ortaya koymuştur. Bugüne kadar kararlaştırılan ‘Riskli alan‘ kararlarına baktığımızda, o ilin deprem haritalarının esas alınmadığı ortaya çıkmıştır. Açıktır ki, bu hüküm ‘hukuki güvence sorunu’ nedeniyle onlarca yıldır kamu idarelerince ve siyasetçiler tarafından suistimal edilmiş mahalleleri hedef almaktadır. Halen 2981 sayılı kanun, 775 sayılı kanun, 4706 sayılı kanun ve 2b yasasından dolayı mülkiyet meselesi çözüm bekleyen vatandaşların, fiilen bu haklarını kullanılmaz hale getirecektir. Şayet, ruhsatsızlık ölçü olarak alınacaksa, o vakit bütün ruhsatsız yapılar riskli ilan edilmelidir.

(2) a) Riskli alan kararına karşı Resmi Gazete’de yayımı tarihinden itibaren dava açılabilir. Uygulama işlemleri üzerine riskli alan kararına karşı dava açılamaz.

ÖNERİMİZ : Bu madde, İdari Yargılama Usulü Kanununu ve bugüne kadar Yüksek Mahkeme Danıştay kararlarında oluşan öğrenme tarihine dair içtihatları yok saymaktadır. Hayatın olağan akışı içerisinde, vatandaşın Resmi Gazete takipçiliği yapması mümkün değildir. Aynı zamanda, bu tür kararlar şimdiye kadar yaşanan örneklerde görüldüğü gibi hızlı ve habersiz alınmaktadır.

Bu hükmün geçerli olabilmesi için, idarenin teklifi hazırlarken ve teklif karar haline geldikten sonra bütün süreçleri bölge halkına etkin biçimde duyurma ve yazılı olarak bildirme yükümlülüğünü içermesi gerekir.

  1. b) Birinci fıkranın (a) bendi uyarınca belirlenen riskli alanlarda kamu kaynağı kullanılarak gerçekleştirilen her türlü mal ve hizmet alımları ile yapım işleri, 4734 sayılı Kanunun 21. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde belirtilen hallere dayanan işlerden sayılır.

ÖNERİMİZ : Atıfta bulunulan kanun maddesinde sayılan hallerin gerçekleşmesi durumu somut tanım olarak korunmalıdır. Aksi durumda, kentsel dönüşüm süreçlerinde ‘ivediliğin’ hiç bir hukuksal denetim süreci ve süzgecinden geçmemesi sonucunu doğuracaktır.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME :

1- Heyetimiz bütün görüşmeleri gerçekleştirmiş, gidiş nedenlerimizi tatminkar biçimde anlatabilmiştir. Öncelikle Ankara heyetimizde yer alan arkadaşlarımıza teşekkür ediyoruz.

2- Görüştüğümüz 4 siyasi partinin Grup Başkanvekillerine ve gösterdikleri görüşme nezaketine, çeşitli eksikliklere rağmen, teşekkür ediyoruz.

3- 14 Haziran 2016’daki TBMM oturumunda sorunlarımızı ve görüşlerimizi kürsüden dile getiren, önerge veren Milletvekillerine teşekkür ediyoruz.

4- TBMM’ne giriş sürecimizden itibaren bizleri yalnız bırakmayan Milletvekilleri ve danışmanlarına teşekkür ediyoruz.

5- Şayet hükümet partisi dava açma süresi dolmadan değişiklik yapmayı kabul etmezse, Anayasa Mahkemesi’nde İPTAL davası açılması için girişimde bulunacağını ve/veya yapılacak girişimlere destek vereceğini ifade eden CHP, MHP ve HDP yetkililerine teşekkür ediyoruz.

6-  AKP yetkililerinden de görüşlerimizi dikkate alan yaklaşımı bekliyoruz.

İSTANBUL: Gaziosmanpaşa İlçesi / Mevlana, Sarıgöl, Pazariçi, Karayolları, Yıldıztabya Mahalleleri; Şişli İlçesi / Mahmutşevketpaşa Mahallesi, Eyüp İlçesi / Karadolap Mahallesi,  Sarıyer İlçesi / Pınar, Ferahevler, Reşitpaşa, Çayırbaşı, Rumelihisarı, Kocataş, PTT Evleri, Emirgan, Kazımkarabekirpaşa, Derbent Mahalleleri, Sultangazi İlçesi / Cumhuriyet, Habibler Mahalleleri, Bağcılar İlçesi / Merkez Tıpkent ve Demirkapı-Albayraklar Siteleri,  Küçükçekmece İlçesi / Cumhuriyet (Azmi Bloklar), Yarımburgaz Mahallesi, Beyoğlu İlçesi / Okmeydanı (Fethipaşa, Keçeci Piri, Piyalepaşa, Kaptanpaşa), Hacıhüsrev Mahalleleri, Pendik İlçesi / Ertuğrulgazi, Harmandere, Batı, Kavakpınar, Sülüntepe Mahalleleri, Beykoz İlçesi / Yenimahalle ve Çiğdem mahalleleri, Üsküdar İlçesi / Çengelköy Yukarı Setti Sokak Mevki, Kadıköy İlçesi / Fikirtepe Mahallesi

İZMİR : Karabağlar  İlçesi / Özgür, Devrim, Uzundere, Limontepe, Salih Omurtak, Ali Fuat Erdem, Bahriye Üçok, Yüzbaşı Şerafettin, Cennetçeşme, Gazi, Umut, Yurtoğlu Mahalleleri, Kemalpaşa İlçesi / Atatürk, Soğukpınar Mahalleleri

KOCAELİ : Çayırova İlçesi / İnönü, Emek Mahalleleri

MAHALLELER BİRLİĞİ

mahallelerbirligi.org

mahallelerbirligi@gmail.com

facebook.com/mahalleler1ligi

twitter.com/mahalleler1ligi

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*