Mahalleler Birliği’nden “Gerçekten İmar Barışı” Raporu

Yaz boyunca Mahalleler Birliği çatısı altındaki onlarca mahallede gönüllü hukukçu ve şehir plancılarıyla yapılan toplantılar sonucunda kamuoyunda “İmar Barışı” olarak bilinen düzenlemelere dair hazırlanan raporu sizlerle paylaşıyoruz. Yakın zamanda Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerine ve meclisteki partilerin il örgütlerine teslim edilen rapor, 20 Eylül tarihli resmi gazetede İmar Barışı’na dair yayınlanan son tebliğden önce hazırlanmıştır. Ancak çıkarılan bu son tebliğ hazırlanan rapora dair bir değişiklik gerektirmemektedir.

 

ÇEVRE VE ŞEHİRCİLİK BAKANLIĞI’NA SUNULMAK ÜZERE; MAHALLELERDE GERÇEKLEŞTİRİLEN İMAR BARIŞI GÜNDEMLİ TOPLANTILARDA YAPILAN SAPTAMALAR VE DEĞERLENDİRMELER ESAS ALINARAK ‘GERÇEKTEN İMAR BARIŞI’ İÇİN RAPORUMUZDUR.

Mahalleler Birliği; 3/5/1985 tarihli ve 3194 sayılı İmar Kanununun geçici 16. maddesi (11/05/2018) ve bu düzenlemeye bağlı olarak hazırlanan 6 Haziran 2018 günlü Resmi Gazete’de yayınlanan ‘Yapı Kayıt Belgesi verilmesine İlişkin Usul ve Esasları’ düzenleyen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tebliği’nde yer alan düzenlemeler ve bu düzenleme başvuruları sırasında görevliler tarafından verilen bilgiler de dikkate alınarak ‘İmar Barışı’ düzenlemesinin mahiyetine uygun şekilde anlaşılması için, ‘ konuya ilişkin mevzuat dışında, merkezi ve yerel yetkililerin yazılı ve görsel basında yer verilen açıklamaları da dikkate ‘ alınarak hazırlanmıştır.

Öncelikle, seçim öncesinde siyasi partilerin imar barışı düzenlemesi hakkındaki fikirlerini öğrenmek için 09 Haziran 2018 tarihinde Sarıyer / Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde, siyasi partileri davet ettiği bir toplantıyı düzenlendi.

Devamında, Mahalleler Birliği temsilcileri ve gönüllü uzmanlarıyla ‘İmar Barışı’ düzenlemesinin TBMM Komisyon Raporları da dahil olmak üzere, mahallelerde bilgilendirme toplantıları gerçekleştirildi.

‘GERÇEKTEN İMAR BARIŞI’ İÇİN GÖRÜŞ VE ÖNERİLERİMİZ ;

Kanun ve tebliğ, bu haliyle sorunlarımıza nasıl çözümler getirdiğine dair belirsizlikler ve bunun yanı sıra yanlış ve aleyhimize işletilebilecek hükümler de içermektedir. İlgili Geçici 16.madde de ve tebliğ de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na düzenlemeler yapma yetkisi verilmiş olmasına avantaj sayarak, ‘ bizatihi mahallelerdeki insanlarımızın ‘ değerlendirme ve önerileri aşağıdaki gibidir.

1- Kanun, tapusu kendine ait olmayan yapı sahipleri bakımından Hazine-Belediye sınırlaması kaldırılarak Vakıf arazileri ve Özel Şahıs arazilerini de kapsar nitelikte düzenlenmelidir. 775- 2981 ve 4706 sayılı kanundan doğan haklar korunmalı ve bu kanunlarda yer alan düzenlemelere konu hakların saklı tutulacağı açıkça belirtilmelidir.

Çünkü; buralar üstünde yapılaşma olan ve uzun yıllardan beri yerleşim alanına dönüşmüş mahallelerdir. 775, 2981 ve4706 sayılı kanunların bu yollu hükümler içermesi boşuna değildir ve bu kanunlar halen yürürlüktedir.

2- Yapı kayıt belgesi iptal edilen vatandaşların ödediği para iade edilmelidir.

Çünkü; imar barışının yetkililerce ortaya konuş şekli, vatandaşları ayrımsız teşvik etmeye yöneliktir. Vatandaşların başvurusunda da kendilerine farklı cevaplar verilerek, farklı uygulamalar yapılmaktadır. Vatandaşın güvence arayışını esas alan bir düzenlemede, vatandaşın kanun ve tebliğ hükümlerini yeterince ve doğru şekilde anlamamasından olağan bir durum yoktur. Açıklayıcı ve denetleyici olması gereken bizzatihi idarenin kendisidir.

3- Yanlış beyanın cezalandırılması ifadesi tek başına yeteri değildir. Vatandaşın beyanının doğru kılınması için yol/ yöntem/organizasyon yapısı oluşturmakla görevli olan idaredir. Bu yükümlülüklerini yerine getirmeyerek, vatandaş tarafından bildirime esas bilgilerin tarif edilmesi eksiktir. Benzer uygulama ‘yeminli özel teknik’ bürolar uygulaması ile yaşanmıştır. Bu problem, idarenin sorumluluk alarak buna göre kamusal nitelikte bir organizasyon kurması ve teknik donanım ve personel istihdamı ile çözülmelidir.

4- Yapının bulunduğu alan, geçerli olan imar planına göre ‘donatı alanında kalıyor ve tahsisi yapılmamışsa’, buradaki binalar yapı kayıt belgesi almakta; ancak, tahsis yapıldığı anda hükmü kalmamakta;. ‘donatı alanında kalıyor ve tahsisi yapılmışsa’ yapı kayıt belgesi alamamaktadır.

Ruhsatsız ya da ruhsata aykırı yapıların yoğun bulunduğu alanlar, mer’i imar planlarının uygulama olanağının da kalmadığı alanlardır. Hedeflenen, gerçekten planlı bir yerleşim ve güvenli yapılaşma ise parçacıl uygulamalarla sorunun üstesinden gelinemeyeceği açıktır. O vakit ‘donatı alanı’ kavramına neden ihtiyaç duyulmaktadır. Ayrıca, imar planında donatı alanında kalanların yapı kayıt belgesi, tahsise kadar geçerli olacak ve tahsisin yapılıp yapılmayacağı ve/veya ne zaman yapılacağı belirsizdir. Planlar, uygulama kabiliyeti kalmamış ve mevcut yapı stokunun yenilenmesi gereken alanlar dikkate alınarak yapılmalıdır. Tahsise özel önem atfetmek yerinde değildir.

5- Yapı kayıt belgesinin ‘geçerlilik süresinin’ dönüşüm uygulamasına kadar olmasından neyin kastedildiği açıklığa kavuşturulmalıdır. Ayrıca, Belediye Kanunu 73. maddesi kapsamında ve 6306 sayılı kanuna göre ‘Riskli alan’ ilan edilen alanlardaki yapı sahiplerinin ‘İmar Barışı’ düzenlenmesinden yararlanıp/yararlanmayacakları belirgin kılınmalıdır. Önerimiz, yararlandırılması doğrultusundadır.

Bugüne kadar; gerek 73.madde kapsamında gerekse 6306 sayılı kanun kapsamındaki dönüşüm süreçleri sıkıntılarla doludur. Kararların alınış gerekçeleri ve sonraki süreçler tam bir belirsizlik ile keyfiyetle yönetilmektedir. Vatandaşın çoğunluğu ile barışık süreçler geliştirilememiştir. Bu süreçlerde ilerleme ve gelişim sağlamadan, bu hüküm vatandaşı çaresiz kılmak dışında anlam taşımamaktadır.

6- İskan ruhsatı almaksızın, binadaki dairelerin kat mülkiyetine konu edilmesinin önünü açılmaktadır. Lakin, vatandaşın önemli bir bölümü bu durumu ‘iskan almak’ olarak anlamaktadır. Farkının çok daha anlaşılır kılınmasına ihtiyaç vardır. Farkı yok ise bu da anlaşılır kılınmalıdır.

7- Kanunun ekindeki sınır ve koordinatları gösterilen; ‘…2960 sayılı Boğaziçi Kanununda tanımlanan Boğaziçi sahil şeridi ve öngörünüm bölgesi, İstanbul tarihi yarımada, 6546 sayılı Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığı Kurulması Hakkında Kanunun 2 nci maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinde belirlenmiş Tarihi Alanda uygulanmaz…’ hükmü değiştirilmelidir.

Çünkü; kullanım amaçlı verilen bir belgeden söz edilmektedir. Dolayısıyla bu alanlara dönük esaslı bir değişikliğe sebep olmayacaktır. Aksine, bu alanlarda düşünülecek herhangi bir uygulama sürecinde yapı kayıt belgesi verilmesi ya da verilmemesi durumunda ortaya çıkacak sorunlar aynı niteliktedir. Daha baştan vatandaşı güvencesizliğe mahkum etmenin bir anlamı yoktur.

8- Tapusu olmayan yapı sahiplerine, şayet yapının üstünde bulunduğu arsa Hazine ya da Belediye’ye ait ise rayiç bedelle satış yapılacağı vaat edilmektedir. Bu tanım eksik ve belirsizdir.

Çünkü; 775-2981-4706 sayılı kanunların, üstünde yapılaşma olan ve uzun yıllardan beri yerleşim alanına dönüşmüş mahalleleri dikkate alan hükümler içermesi boşuna değildir ve bu kanunlar halen yürürlüktedir. Bu kanunlardan doğan hakların gerek arsa tahsisinde/devrinde, gerek bedel tayininde, gerekse ödeme sürelerinin belirlenmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, ‘rayiç bedel’ kavramına bu kanunlardan doğan hak sahiplikleri de dikkate alınarak açıklık getirilmelidir. Vatandaş ‘rayiç bedeli’ emlak piyasasında geçerli olan güncel m2 birim fiyatı olarak anlamaktadır. Ki haklıdır.

9 – Belediye Kanunu’nun 73.maddesine göre ‘kentsel dönüşüm ve gelişim alanı’ ilan edilmiş yerleşim alanları ile 6306 sayılı kanuna göre ‘Riskli alan’ ilan edilen yerleşim alanlarındaki tapusuz yapı sahiplerine tapu verilip / verilmeyeceği açıklığa kavuşturulmalıdır.

10- Kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilmesi süreçlerine dair Belediyeler ile Tapu Müdürlükleri arasındaki sorunlar giderilmelidir.

Çünkü; Belediye tarafından yapılan işlem, kat irtifakı ve kat mülkiyeti tesis edilmesinin tapu kütüğüne işlenmesi bakımından Tapu daireleri tarafından yeterli görülmemektedir.

11 – Donatı tahsisli alanda yer alan yapı sahiplerine, tahsis amacına uygun işlem gerçekleştirilinceye kadar İdari Para cezalarının uygulanmayacağı açıklıkla belirtilmelidir.

12- ‘İmar Barışı’ düzenlemesi kapsamındaki son başvurular için belirlenen 31 Ekim 2018 tarihi, önerilerimiz ve sorularımızı da dikkate alarak gerekli düzenlemeler yapıldıktan sonraki bir tarihe uzatılmalıdır.

SONUÇ

Yukarıda yer alan tespitlerimizi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na iletmek amacıyla bir randevu talep etmiş durumdayız. Bu görüşme gerçekleşmeden ve belirsizlikler giderilmeden komşularımıza ‘İmar Barışından yararlanmak için başvurma/başvurmama’ konusunda şimdilik bir şey söylemiyoruz.

Belirsizlikleri, keyfiyet üretmesi ve farklı yorumlara açık olması nedeniyle aleyhimize sayıyoruz. Aleyhimize olabilecek durumları kabul etmeyeceğiz. Maksat, yıllardır çözülmeyen ‘hukuki güvenceye kavuşma’ sorunlarını çözmek ise, gerekli düzenlemelerin kazanılmış haklarımızı koruyacak şekilde yapılması gerekmektedir. Bu durumun ısrarlı takipçisi olacağız.

Gerçekleşmesi halinde görüşme sonuçları hakkında düzenleyeceğimiz Mahalle toplantıları yoluyla komşularımıza bilgi verilecektir. Bu toplantılarımızı, başvurası süresinin 31 Ekim 2018 tarihinde biteceğini dikkate alarak, EYLÜL ayı sonuna kadar tamamlama arzusundayız.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*