ŞİMDİ SEÇİM ÖNCESİ VERİLEN SÖZLERİ YERİNE GETİRİLME ZAMANI! HAKLARIMIZ İÇİN HEP BİRLİKTE BİR ADIM DAHA !…

Değerli komşularımız,

Bildiğiniz gibi, yıllardır “kentsel dönüşüm” tehdidi altında bulunan evlerimizi ve mahallelerimizi korumak ve hukuki güvenceye kavuşturmak için talep ve çözüm önerilerimizi yetkililer ve kamuoyu ile paylaşıyor ve gerçekleşmesi için mücadele ediyoruz. Mahalle Dernek ve Kooperatiflerinden oluşan Mahalleler Birliği olarak bu taleplerimizi, kısa süre önce yapılan son yerel seçim sürecinde çeşitli platformlarda (siyasi parti ziyaretleri, halk toplantıları, salon toplantıları vb.) bütün siyasi partiler ve gösterdikleri adaylarla  paylaşmış ve çözüm önerilerimiz doğrultusunda çaba göstereceklerine dair hazırladığımız bir “taahhütname”yi imzalamalarını talep etmiştik.

Ekrem İmamoğlu Mahalleler Birliği temsilcileri önünde taahhütnameyi imzalarken…

Siyasi parti temsilcileri ve seçilen adaylardan bir kısmı yüzümüze bakarak ve medya önünde hazırladığımız “taahhütnameyi” imzalayarak; bir kısmı da kamuoyuna yaptıkları açıklama ve medyaya verdikleri mesajlarla çözüm için çalışacaklarına dair söz verdiler.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adayı Binali Yıldırım’ın sosyal medya mesajı

Mahalleler Birliği olarak seçim sonrası yaptığımız toplantılarda:

  • Hukuki ve sosyal yönden haklılığımız nedeniyle taleplerimize siyasi partilerin kayıtsız kalamadığı,
  • Bazı siyasi partilerin hazırladığımız “taahhütnameyi” imzalayarak pozisyon almayı tercih ettikleri,
  • Bazı siyasi partilerin ise kendi siyaset yapma üslupları doğrultusunda, “taahhütnameyi” imzalamasalar bile, taleplerimize kayıtsız kalamadıkları ve olumlu tutum açıklamak ve söz vermek zorunda kaldıkları,
  • Taleplerimizin yaşadığımız mahalle sakinleri arasında yaygın bir karşılığının bulunduğu

değerlendirmeleri yapılmıştır.

Bu söz ve “taahhütlerin” daha önceleri sıkça gördüğümüz ‘vaat et-unut’ tarihine yeni bir sayfa olarak yazılmaması; siyasi partiler arasındaki bildik günübirlik kısır çekişmelere kurban gitmemesi için biz “Mahalle Dernek ve Kooperatifleri” ile bu mahallelerde birlikte yaşadığımız siz değerli komşularımıza büyük iş düşmektedir.

Bu bağlamda, meselelerin çözümünün siyasi aidiyetten değil soruna odaklanmaktan; kapsayıcılığımızı artırarak organizasyonumuzu daha da güçlendirmekten geçtiğinin bilincindeyiz.  

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçimlerden önce imzaladığı Mahalleler Birliği Taahhütnamesi

Şimdi, verilen sözlerin lafta kalmaması ve seçilmişlerin sözlerinin gerekliliklerini yerine getirmeleri için;

  • Mahallelerimize, ilçelerimize ve sorunlarımıza yönelik tespitlerimizi ortaklaştırıyor,
  • Komşuluk hakikatimizle, hiçbirimizin kazanılmış haklarına halel getirmeyen uygulamaya dönük çözüm önerilerimizi ortaya koyuyor

ve hep birlikte  harekete geçiyoruz!

EVLERİMİZ, MAHALLELERİMİZ ve HAYATIMIZ BİZİMDİR!

Şimdiye kadar sürdürülen “Kentsel Dönüşüm” uygulamaları ve süreçlerinin ortaya çıkardığı sonuçlar ortadadır. Öncelikle, belirtmek isteriz ki, dönüştürülmek istenen yerleşim alanları ile bilimsel çalışmalarla saptanmış afet riski altındaki yerleşim alanları birbirleri ile  örtüşmemektedir. Çok yakın geçmişte Kandilli Rasathanesi yetkililerinin yaptığı depremsellik güncellemesi de yıllardır söylediklerimizi teyit etmektedir.  Mevcut çalışmalar deprem ve diğer afetlerin yaratacağı tahribatı engelleye yönelik olarak yapılmamaktadır. Mevcut yaklaşımlar, rant beklentisiyle davranan ve yerleşimlerimizi kolay para kazanma kaynağı olarak gören inşaat sektörü sermayedarlarının taleplerini kamu kurumları eliyle destekler nitelikte olup; kamu yararına aykırı ve açıklanan maksada uygun şekilde kentlerimizi olası bir afete hazırlamaya dönük olmaktan uzaktır.

Afet öncesi, afet sırası ve afet sonrasını içeren zemin ve yapılaşma özelliklerini de dikkate alan bir planlama mevcut değildir. Aksine, afet toplanma alanları dahi yapılaşmaya açılmış ve mahalle dokusunu bozan sıkışık, çok katlı, yüksek yapı yoğunluklu; kente de ek trafik ve nüfus yükü getiren yerleşim alanları yaratılmıştır.

Kamu kurumları eliyle işbirlikçiler türemiş, korunması ve geliştirilmesi gereken sosyal varlıklarımız tarumar edilmiş, dönüşüme tabi kılınan bazı mahallelerde komşuluğumuz bozulmuş, insanlar birbirinin yüzüne bakamayacak hale getirilmiş ve sosyal hayatımız dağıtılmıştır.

Uzun yıllar emek ederek kurduğumuz ve hukuki sorunları kasten çözümsüz bırakılmış mahallelerimiz, öncelikli risk alanında olmadıkları bilimsel araştırma ve raporlarla belgelenmiş olmasına karşın, rant amacıyla ve rızamız olmadan “dönüşüm alanı” ilan edilmiştir.

Kamu idareleri, uzun yıllardır görevlerini yapmadıkları gibi, haklarımıza riayet etmeyen uygulamalar geliştirmeyi alışkanlık haline getirmişlerdir. Mahallelerimiz kasten moloz alanlarına dönüştürülmüş, hafriyat atıkları ortada bırakılarak sağlığımız tehlikeye atılmış; asbest risklerine dikkat çeken dilekçelerimiz işleme konmamış ve gerekli önlemler alınmamıştır.

Komşularımız, haklarını dikkate almayan sözleşmelere imza atmaya zorlanmış, haklarımızı belirsizliğe bırakan uygulamalar genelleştirilmiş, yıkılan yerler inşa edilmemiş, söz verilen kira yardımları kesilmiş, bizleri yok sayan uygulamalar kural haline getirilmiştir. Buna karşın, müteahhitlerin türlü talepleri  kamu kurumları eliyle karşılanmıştır.  

Mahallelerimiz, rant amaçlı kupon arazi olarak görülmekte, yasalardan kaynaklı haklarımız yok sayılmakta, her seçim döneminde söz verilmesine karşın seçim sonrasında sözler unutulmakta, arazileri bize devretmemek için idareciler bin dereden su getirmekte, yapılan sınırlı uygulamalarda kamunun uzun yıllara dayanan sorumluluğunu unutmaktadırlar. İdare, gayrimenkul spekülatörü gibi davranmakta; önce komşularımız bölünmekte, bir kısmı dışarda bırakılmakta, insanlar ölümü gösterip sıtmaya razı edilmektedir.

Adalet ve Kalkınma Partisi İzmir Milletvekili Necip Nasır’ın açıklamaları

ARTIK ÇÖZÜM ZAMANI!

Son yerel seçim öncesinde de hemen bütün partiler, merkezi idare temsilcileri, yerel idareciler ve adaylar bizlere tapu sözü verdiler. Tapu tahsis belgelerinin  tapuya dönüşeceğini, “imar barışına” başvurursak kesinlikle tapulara kavuşacağımızı, yerleşimlerimizdeki hukuki problemlerin çözüleceğini, bizler istemiyorsak riskli alan kararlarının bile kaldırılacağını anlattılar.

Şimdi, verilen sözlerin tutulma zamanı!

Verdikleri sözleri unutturmayacak, laf dolaştırmalarına izin vermeyeceğiz!

Haklarımız için, verilen sözlerin tutulması için harekete geçiyoruz! Haklarımızı alıncaya, yerleşimlerimizi güvenceye kavuşturuncaya kadar peşlerindeyiz!

Biz hazırız!

“Hazırlık yapmamız gerek”, , “Çalışmamız gerek” vb bahaneler arkasına sığınanlara çözüm önerilerimizle gidiyoruz. Çözmek isteyenin, sözünde samimi olanın işini kolaylaştıracağız.

Sözünü tutanla tutmayanı ayıracak, kamuoyuna açıklayacak ve haklarımızı sonuna kadar savunacağız.

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer adına görevlendirdiği temsilcisinin imzaladığı Mahalleler Birliği Taahhütnamesi

MAHALLELER BİRLİĞİ’NİN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ  

Öncelikle; genel olarak ilkesel yaklaşımlarımızı, devamında mahalle mahalle çözüm önerilerimizi sıralayalım:  

  1. Hiç vakit geçirmeden, oyalamadan üzerinde mahallelerimiz bulunan arazilerimiz, 2981, 4706, 775 sayılı kanunlar ve 3194 sayılı kanunun geçici 16. maddesi uygulanarak devredilmelidir. Devir işlemleri hak sahibi tüm komşularımızı kapsayacak biçimde, hiç kimseyi “planda yolda kalıyor, okul alanında kalıyor” vb gerekçelerle dışarıda bırakmadan gerçekleştirilmeli ve bu işlemlere HEMEN başlanmalıdır.
  2. Yerleşimlerimiz üzerinde spekülatif kazanç peşinde değiliz. Yerleşimlerimizin, mahallelerimizin komşuluklarımızın korunması esaslı hukuki güvence peşindeyiz. Bu bağlamda, devir esnasında arazilerin ranta konu olmasını engelleyecek kısıtlayıcı şartlar konulmasına razıyız.  
  3. Devir işlemlerinin, emlak vergisine esas rayiç değerler üzerinden yapılabileceğini biliyoruz. Bu nedenle, devir işlemlerinin, emlakçı zihniyetiyle davranılıp ödeyemeyeceğimiz bedellerle yapılacak tekliflere karşı ve kapalıyız. Mahallelerimizde yapılacak dönüşümlere, arazi devri sonrasında ve bizlerle birlikte karar verilmelidir. Planlama, proje üretimi ve inşa sürecinde söz ve karar hakkımız tanınmalıdır. Bunu sağlayacak mekanizmalar, seçim beyannamelerinde olduğu gibi yasalaştırılmalı ve mevcut yasal haklarımız korunmalıdır. Mahallelerimizin yeniden kurulumu, müteahhit ve rantçı yaklaşımlarla değil, bizlerle birlikte ve kentin diğer bölümlerinden ayrıştırılmadan yapılmalıdır.  
  4. Rızamız hilafına ve bilimsel verilere aykırı biçimde ilan edilen riskli alan kararları seçim öncesinde söz verildiği gibi derhal kaldırılmalıdır. Bilimsel kriterlere göre risksiz alanları “riskli alan” ilan etme huy ve tutumundan vazgeçilmelidir.  Riskli alan kararları ilan edilmeden önce alandaki yerleşimciler bilgilendirilmelidir. Kamu idarecileri bakımından, yerleşimcilerle birlikte karar almayı öğrenmek toplum ve memleket için iyi bir tutumdur.
  5. Yerleşim alanlarında müteahhite dayalı mevcut dönüşüm modeli iflas etmiş ve çökmüştür. Çeşitli nedenlere bağlı olarak, büyük dönüşüm planları ön planda bir kamu kuruluşu (TOKİ, KİPTAŞ vb) olacak şekilde sürdürülmektedir. Kamu kuruluşları mevcut uygulamada sermayedarların işlerini kolaylaştırmaktan, sermayedarlara yasal, psikolojik korunak sağlamaktan öte bir işleve sahip değildir. Planlamadan projelendirmeye, inşa sürecinden yeniden yerleşime kadar her aşamada hak sahiplerinin %70’inin onayını içerecek biçimde demokratik katılım ve kontrolünü zorunlu kılacak modeller geliştirilmelidir.
  6. Mevcut uygulamalarda mimari projelerde yerleşimcilerin ihtiyaç ve beklentileri dikkate alınmamaktadır. Gerek kamu kurumları gerekse özel yatırımcılar yerleşimcileri haklarını gasp eden belgelere imza atmaya zorlamaktadır. İmza sonrası mimari projelerde yapılan keyfi değişikliklerle inşaat alanları  artırılarak rantçılara kolaylıklar sağlanmakta; buna karşılık hak sahiplerinin hakları kısıtlanmaktadır.  Bu tür yaklaşımlara son verilmelidir.
  7. Mevcut uygulamalarda, yapılar yıkılmakta, molozlar ortada bırakılmakta, sonra da uzun yıllar vaat edilen konutlar yapılmamaktadır. Bu şekilde anlaşma yapmayan kesimler mahallelerimiz harabe haline getirilmek suretiyle anlaşmaya zorlanmaktadır. İnşa edilen yapılar ise kent bütünlüğünden kopuk ve şehre ek yapı ve nüfus yükü getirecek şekilde olmakta; yerleşimcilerin komşuluk hukukunu dağıtmaktadır.  Bu model terkedilmelidir.
  8. Mevcut modelde, ödediğimiz vergilerden oluşan kamu kaynakları, “kentsel dönüşüm” gerekçesiyle rant peşindeki müteahhitlere aktarılmaktadır. İnşaat firmalarını kamu eliyle finanse eden ve büyüten bu sistem, afetlere çözüm üretemediği için terkedilmelidir.  
  9. Bu model, kentleri afete hazırlama değil, büyük inşaat şirketlerini kamu aracılığı ile daha da büyüttüğünden terk edilmelidir.  
  10. Yerleşimcilerin kendi organizasyonlarının desteklendiği, kamunun kontrol ve yönlendirme görevlerinden vazgeçmediği ve uzun vadeli borçlanma imkanı ile finanse ettiği bir modele geçilmesi zorunludur.  Böylece, yüksek müteahhit karlarını garantilemek için projelere eklenen yoğun yapılaşmalar ve ucube sitelerden kentlerimizin kurtulması sağlanacaktır.

Mahalleler Birliği’nin dönüşüm süreçlerine dair genel tespitler yukarıda paylaşılmıştır. Aşağıda ise yerleşimlerimize özgü durum bilgileri ve önerilerimiz sıralanmıştır:

MAHALLELERİMİZDE DURUM ve ACİL BEKLENTİLERİMİZ!

  1. Aşağıdaki mahallelerde 2981 sayılı İmar Affı Kanunu, 4706 sayılı kanun, 775 Sayılı kanundan doğan haklara sahip ve en son 2018 yılında çıkarılan 3194 sayılı kanunun geçici 16. maddesi uyarınca Yapı Kayıt Belgesi almış komşularımız yerleşiktir.
  2. Sarıyer Kazım Karabekirpaşa, Kocataş, PTT Evleri, Çayırbaşı, Cumhuriyet, Pınar, Derbent, Emirgan, Reşitpaşa, Fatih Sultan Mehmet, Baltalimanı, Rumelihasarüstü, İstinye, Poligon Mahalleleri ve  Merkez Mahallesi Sarıdağ Mevkii’nde;
  3. Beykoz’un, Çiğdem Mahallesi, Yeni Mahalle ve Tokatköy Ayazma Mevkii’nde
  4. Pendik Kavakpınar ve Harmandere’de
  5. Şişli’nin Mahmut Şevket Paşa ve İzzetpaşa Mahalleleri’nde,
  6. Eyüpsultan’ın Akşemsettin, Çırçır, Karadolap,  Yeşilpınar ve Alibeyköy Mahallesi’nde
  7. Gaziosmanpaşa Yıldıztabya, Pazariçi, Sarıgöl ve Karayolları Mahallelerinde
  8. Sultangazi Habibler Mahallesi’nde
  9. Üsküdar Kuzguncuk, İcadiye, Bahçelievler Mahalleleri’nde
  10. Beyoğlu Okmeydanı semti, Hacı Ahmet ve İstiklal Mahallesi’nde
  11. İzmir Karabağlar’da, Narlıdere’de, Kemalpaşa Soğukpınar ve Atatürk Mahalleleri’nde

Bu mahallelerde herhangi bir dönüşüm ve yenileme projeleri öncesinde, arazilerin, mahallelerdeki hak sahiplerinin bir tekini bile dışarıda bırakmayacak şekilde ve toplu olarak üzerinde yaşayanlara devirleri acilen tamamlanmalıdır. Yerleşimcilerle rantçılar bir tutulmamalı; kamu idaresini emlakçıya çeviren usullere tenezzül edilmemelidir.

Sarıyer Mahalleler Birliği’nin talebiyle Sarıyer Belediyesi’nce hazırlanan arazi devri esaslı Islah İmar Planları İstanbul Büyükşehir Belediyesi yetkililerince keyfi biçimde engellenmiştir. Önce Belediye Meclisi’nin yetkisini gasp eden bürokrat imzasıyla geri gönderilen Islah Planları, mahkemelerin haklılığımızı tescil edeceği anlaşılınca bu kez o İBB Belediye Meclisi’nde çoğunluk grup olan Ak Partili Meclis üyelerinin oylarıyla reddedilmiştir. Seçim sürecinde ise Ak Parti İBB Başkan adayı “Tapu Tahsislilere Tapu Geliyor” diyerek açıklama yapmış, seçim sonrasında da Ak Parti İBB Grup sözcüsü adaylarının vaatlerinin arkasında olduklarını, bu vaatlerin mevcut yönetim tarafından yerine getirilmesi için çalışacaklarını ifade etmiştir. Seçilen İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve Sarıyer Belediye Başkanı ise bu taleplerimizi içeren Mahalleler Birliği seçim taahhütnamesine imza atmıştır.

  • Sarıyer Derbent’te Oto Sanatkarlar Kooperatifi ile İBB arasında protokol imzalanmış olduğunu, Riskli Alan uygulamalarına ilişkin yetkilerin İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne devredilmiş olduğunu biliyoruz. Mahalle dokusuna sahip komşuluk hukukuna riayet eden çözümler halihazırda İBB yetkisindedir.  Seçim öncesi verilen sözlerin yerine getirilmemesi için gerekçe kalmamıştır.
  • Habibler Mahallesi’nde ilgili idare imar uygulaması yapmaktan, yetkilerini kullanmaktan, alandaki tapu tescil davasını bahane ederek, ısrarla kaçmaktadır. Tapu tescil davası, idarenin imar uygulaması yapıp parselleri hazırlamasına, hak sahipliğini belirleyecek işlemler yapmasına engel değildir.
  • Tapuya dönüşmek üzere daha önce Islah Planı yapılmış olan, Şişli Mahmut Şevket Paşa, Pendik Harmandere, Karabağlar Mahalleleri’nde, İzmir Kemalpaşa ve İzmir Narlıdere’de idarelerce keyfi biçimde durdurulan tapu süreçleri hemen işletilmeli ve sonuçlandırılmalıdır.

Yukarıda sayamadığımız 2981 sayılı kanun uyarınca hak sahibi olan insanlarımızın yaşadığı diğer yerlerde ise 2981 sayılı kanun hükümlerine göre ıslah planları hazırlanıp toplu devir süreçleri işletilmeli; İzzetpaşa, Narlıdere ve Karabağalar gibi yerleşimlerde fahiş fiyatla devir işlemleri yürütmekten vazgeçilmelidir.

Bu mahallelerde tapu devrini sağlayacak planların uygulanması bitip, tapu devirleri tamamlandıktan sonra yerleşimcilerin aktif katılımı ve onayı ile mahalle dokusu ve komşuluk hukukunu koruyan ve yapılaşma şartları makul ihtiyaçların üzerine çıkmayan planlar hazırlanmalıdır.

  • İzmir Karabağlar ve Kemalpaşa’da; İstanbul Gaziosmanpaşa’da Yıldıztabya, Pazariçi, Sarıgöl, Karayolları ve Mevlana mahallelerinde, Beyoğlu Okmeydanı’nda, Sarıyer Derbent, Fatih Sultan Mehmet ve Baltalimanı Mahallelerinde, Üsküdar Kirazlıtepe’de, Eyüp Akşemsettin ve Çırçır Mahalleleri’nde ilan edilen gerekçesiz riskli alan kararları, Çevre ve Şehircilik Bakanı’nın, Ak Parti Genel Merkez İdarecilerinin, milletvekilleri ve yerel adaylarının birden çok yerde ifade ettiği biçimde kaldırılmalıdır.

Aynı konuda muhalefet temsilcileri de imzaladıkları “taahhütnameye” uymalı, yerel yönetimleri idare ettikleri yerlerde Bakanlık yetkilerinin kendilerine devredilmesi için değil, riskli alan kararlarının kaldırılması için çalışmalıdır.

Bu mahallelerde ortaya çıkan keşmekeş düzeltilmek durumundadır. Akabinde mevcut mahalle sakinlerinin organizasyonu, haklarının, mahalle dokusunun, komşuluk hukukunun korunması esası ile dönüşüm süreçlerinin işlemesi için, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve belediyelerce finansman desteği, proje desteği, organizasyon kolaylaştırıcılığı/teşviki sağlanmalıdır.

  • Okmeydanı’nda mahkemece iptal edilmiş olan planların küçük değişikliklerle yeniden onaylanması inadından vazgeçilmelidir. Uygulamada değişiklik vadedenler iptal edilmiş planlar için temyiz davasından vazgeçmelidir. Okmeydanı’nda uygulama sürecini belirginleştiren haklarımızı garantiye alan planlar yapılmalı, yerleşimcilerin organize olmasına köstek değil destek olunmalı, yerleşimcilerin organizasyonu esaslı kamunun düzenleme denetleme görevini unutmadığı biçimde proje, finansman, organizasyon desteği sağlanmalıdır.
  • Üsküdar Kuzguncuk-İcadiye, Beykoz Çiğdem ve Tokatköy, Eyüp Karadolap, Zeytinburnu Çırpıcı Mahallelerinde Belediye Kanunun 73. maddesi’ne göre alınmış “Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı” kararları keyfi olduğundan kaldırılmalıdır. 73. madde keyfi biçimde özel yatırımcıya ek imar hakları üretmenin aracına dönüştürülmemelidir. Bu mahallelerde 2009 sonrasında inşa edilmiş ruhsatlı iskanlı yapı sahipleri bile güvencesiz bir dönüşüm tehdidi altındadır. İmar planları veya imar uygulamaları yoluyla yerleşimcilerin tamamını kapsayan arazi devirleri sağlanmalı, sonrasında, yerleşimcilerin ortak organizasyonunu destekleyecek yenileme / iyileştirme süreçleri işletilmelidir.
  • Başakşehir Başak Mahallesi Göçmen Konutları, Başakşehir Bayramtepe (Altınşehir-Güvercintepe), Küçükçekmece Yarımburgaz Mahallelerinde mevcut yerleşimler üzerinde “Rezerv Alan” ilanı ısrarından vazgeçilmelidir. Bayramtepe’de Sit ve Donatı Alanları ile mülkiyet problemi çözülmemiş yerlerde kalan yerleşimciler için yakın çevrede arazi tahsisi yapılmalı, yerleşimcilerin organize olarak mahallelerini kurmaları desteklenmelidir. Yarımburgaz’da Göçmenkent Konutları’nda ve imar planı şartlarında yerleşimcilerin binalarını yenilemesini sağlayacak düzeltmeler yapılmalıdır.
  • Sultangazi Cumhuriyet Mahallesi Siteler mevkii’nde ve Pendik Batı Mahallesi’nde ise önce riskli alan ilan edilmiş, akabinde rant amaçlı imar planları yapılmıştır. Açılan davalar sonucu hem riskli alan kararları hem de imar planları iptal edilmiştir. Bu davalar sonucu haklarımızı korumayı becerdik ancak yerleşimlerimiz idarelerce “plansız alan” durumuna düşürülmüş oldu. Bu alanlarda rant amaçlı olmayan, yerleşimcilerin dönüşüm süreçlerini gerçekleştirmesini kolaylaştıran planların yapılmasını, kamu idarelerinin Bakanlığın son dönemde açıkladığı desteklerden yararlanabilmemiz için aracı olmasını, yerleşimcilerin organizasyonuna ve kamunun destek ve yönlendirmesine dayanan süreçlerin işlemesini bekliyoruz.
  • Pendik Kavakpınar’da mahkeme kararı ile iptal edilen yeniden düzenlenecek alana ilişkin planların yerleşimcilerin katılımı ile yenilenmesini, bölgede toplu taşıma yerine özel araç kullanımını teşvik edecek olan Ankara Caddesi ile E-5 Yanyol arasındaki yol projesinin durdurulmasını, düzenlemenin komşuları birbirine düşürmeyecek, haklarımıza halel getirmeyecek usuller içererek yapılmasını bekliyoruz.
  • Sultangazi Uğur Mumcu Mahallesi’nde projelendirilmiş olan Kent Meydanı alanının alan içerisine alınmış olan konut bölgesi dikkate alınmak suretiyle yeniden değerlendirilerek, uzun yıllara dayanan komşuluğumuz bozulmadan, haklarımıza halel getirmeden, bizlerin evleri meydana alınırken halihazırdaki kent parkı konut alanına çevrilmeden makul ölçütlerde şehircilik ilke ve esaslarına uygun olarak yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.
  • Kadıköy Fikirtepe, idarelerin inşaat şirketi yandaşı uygulamaları nedeniyle, idareler ve müteahhitler işbirliği ile dönüşüm bataklığına çevrilmiştir. Bu alanda imar uygulamalarındaki adaletsizliklerin düzeltilmesi, yarım kalan inşaatlara süre verilip el konularak bitirilmesi, inşaata başlamamış alanlarda yerleşimcilerin organizasyonuna dayalı modellerin ortaya çıkarılıp desteklenmesi gerekmektedir.
  • Eskişehir’de Büyükşehir Belediyesi’nin teklifi/ talebi ile ilan edilen Mustafa Kemal Paşa, İhsaniye, Hacıalibey, Yeni, Işıklar, Mamure, Deliklitaş ve Kurtuluş mahallelerini kapsayan riskli alan kararı, Odunpazarı Belediyesi’nin talebi/teklifi doğrultusunda ilan edilen Gündoğdu Mahallesi riskli alan kararı, Gündoğdu, Emek, Yenidoğan, Erenköy Mahalleleri riskli alan kararları kaldırılmalıdır.
  • Kocaeli Çayırova İnönü ve Emek Mahalleleri’nde mahalle rızası hilafına ilan edilip mahkeme kararları ile iptal edilen 73. maddeye dayalı Kentsel Dönüşüm ve Gelişim Alanı kararında idare ısrardan vazgeçmelidir. Mahallelinin birlikte ortaklaşarak dönüşüm sürecine ilişkin çalışmaları desteklenmelidir. 

SONSÖZ

Kısa süre önce bir yerel seçim süreci geçirdik. Bu seçimde gerek merkezi idare temsilcileri, gerek yerel yönetim temsilcileri, adaylar, adayları destekleyen ittifak partileri yerleşimlerimizin hukuki güvenceye kavuşması konusunda atılacak adımlara ve tapu devirlerine, haksız riskli alan kararlarının kaldırılmasına, imar planlama süreçlerinin demokratikleşmesine, mahallelilerin söz ve karar mekanizmalarının güçlendirilmesine ve dönüşüm süreçlerinin adaletli işlemesine ilişkin defalarca söz verdiler.

Artık, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkililerinin, Büyükşehir ve İlçe Belediye Başkanları’nın ve Belediye Meclis üyelerinin adayları destekleyen ittifak partilerinin verdikleri sözlerin hayata geçirilme zamanıdır. Bizler:

  • Haklarımızın, hangi sermaye grubunun kazanacağı konusundaki çekişmeye araç olmasına,
  • Haklarımızın, siyasi partilerin birbirlerinin işlerini bozmak için kendi aralarındaki suni gerilimlere kurban edilmesine göz yummayacağız.

İmar ve Şehircilik mevzuatının yetkili kıldığı merkezi ve yerel tüm idarelere, seçilmişlere, atanmışlara, söz verenlere, imza atanlara hatırlatıyoruz: Bizleri oyalamayın ve verdiğiniz sözleri hayata geçirin.

HAKLARIMIZI ARANIZDA SUNİ ÇEKİŞME KONUSU YAPMANIZA İZİN VERMEYECEĞİZ!

HAKLARIMIZI GÖRMEZDEN GELMENİZİ, SORUNLARIMIZI ÖNEMSİZLEŞTİRMENİZİ, ÇÖZÜMLERİ ERTELEMENİZİ SEYRETMEYECEĞİZ!

HAYATLARIMIZA, KOMŞULARIMIZA,  MAHALLELERİMİZE SAHİP ÇIKACAĞIZ!

HAKLARIMIZI BİLİYORUZ!  ALMAYA GELİYORUZ!

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*